Yargıtay 2026: Cebirle Yapılan Dokunma Sarkıntılık Sayılır mı? Cinsel İstismarda Sınır

Yargıtay 2026: Cebirle Yapılan Dokunma Sarkıntılık Sayılır mı? Cinsel İstismarda Sınır

Son kontrol: Hazırlayan: Av. Gülşah MutluKaynak: Yargıtay Karar Arama ve mevzuat.gov.tr

Sarkıntılık yargıtay kararı arayan biri çoğu zaman tek bir farkı öğrenmek ister: Aynı dokunma hangi durumda “sarkıntılık” sayılıp daha az cezayla karşılanır, hangi durumda cinsel istismarın temel şekli olur? Aradaki fark küçük değildir. Çocuğa karşı işlenen suçta temel şekil sekiz yıldan on beş yıla, sarkıntılık ise üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası gerektirir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 12 Mart 2026 tarihli kararında bu sınırı hangi ölçütlerle çizdiğini tek paragrafta topladı ve bir ölçütü öne çıkardı: cebir. Cebirle gerçekleştirilen cinsel davranış, bu kararda sarkıntılık düzeyinde kalmış sayılmadı. Yazıda kararı, aynı yıl verilen ve sınırın öbür tarafında kalan bir Daire kararıyla ve konunun Ceza Genel Kuruluna kadar taşındığı bir dosyayla birlikte ele alıyoruz. Mağdurlar çocuk olduğu için olaylar yalnızca hukuki değerlendirmeye yetecek kadar anlatılmıştır.

Kararın künyesi

Mahkeme
Yargıtay 9. Ceza Dairesi
Esas / Karar
2021/20605 E., 2026/2035 K.
Karar tarihi
12.03.2026
Konu
Sarkıntılık düzeyi ile çocuğun cinsel istismarının temel şekli arasındaki ayrım; cebrin etkisi
Sonuç
Bir sanık yönünden onama, diğer sanık yönünden bozma (suç vasfı)
Bu yazıda neler var?
  1. Olay ve suçlama: iki sanık, bir mağdur çocuk
  2. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi ne dedi?
  3. Sarkıntılık yargıtay kararı: Dairenin ölçütleri neler?
  4. Hangi eylemler sarkıntılık düzeyinde kalır?
  5. Sınır neden bu kadar tartışmalı?
  6. Kararın dayandığı kanun hükümleri nelerdir?
  7. Kararın okur için anlamı: nelere dikkat edilmeli?
  8. Sarkıntılık yargıtay kararı hakkında merak edilenler

Olay ve suçlama: iki sanık, bir mağdur çocuk

İddianamede iki sanığın ayrı ayrı ve farklı tarihlerde aynı mağdur çocuğa yönelik cinsel davranışlarda bulunduğu ileri sürülmüş, her ikisi hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan kamu davası açılmıştı. İddia edilen davranışlar arasında mağdurun vücuduna temas da bulunuyordu. Karar metni olayların ayrıntısına ancak suç vasfını tartışacak kadar giriyor; biz de o sınırda kalıyoruz.

Bu dosyayı öğretici yapan, aynı mağdura yönelik iki farklı sanık hakkında üç farklı merciin üç farklı sonuca ulaşmış olmasıdır. Kararın sarkıntılık bölümü yalnız sanıklardan biriyle ilgilidir.

İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi ne dedi?

İlk derece ağır ceza mahkemesi her iki sanığı da beraat ettirdi. Bölge adliye mahkemesi sanıklardan biri yönünden istinaf başvurusunu esastan reddetti; bu sanığın beraati böylece korundu. Diğer sanık yönünden ise başvuruyu kabul etti, duruşma açarak delilleri yeniden değerlendirdi, ilk derece kararını kaldırdı ve sanığı sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkûm etti.

Bu karara karşı hem katılan Bakanlık vekili ve bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı hem de sanık müdafii temyiz yoluna gitti. Bakanlık, suçun hukuki nitelendirmesinde hata yapıldığını ve eksik ceza verildiğini ileri sürdü. Sanık müdafii ise sübuta itiraz etti.

Sarkıntılık yargıtay kararı özet kartı: 9. Ceza Dairesi 2026/2035 K., cebirli eylem temel şekil sayıldı
Kararın özeti: cebir sarkıntılığı dışladı

Sarkıntılık yargıtay kararı: Dairenin ölçütleri neler?

Daire, beraati korunan sanık yönünden hükmü onadı. Mahkûm edilen sanık yönünden sübuta ilişkin itirazları yerinde görmedi; yani eylemin gerçekleştiği kabulünü değiştirmedi. Tartışmayı suç vasfına taşıdı ve sarkıntılığı temel şekilden ayıran ölçütleri şöyle sıraladı:

“Mağdurun vücuduna temas ederek belli bir yoğunluğa ulaşmamış, devamlılık göstermeyen, ani, kısa süreli ve kesik hareketlerle ve cinsel dürtü ile işlenen, cinsel davranışlar sarkıntılık düzeyinde kalırken…”

Temel şekle işaret eden hâller olarak da şunları saydı: cinsel bölgelerin doğrudan hedef alınması, çıplak vücut üzerinde yapılan davranışlar, eylemin önceden tasarlanması, tatmin sağlayacak biçimde ya da uzun süre sürdürülmesi, mağdurun vücudunun fail tarafından hâkimiyet altına alınması, eylemin ancak dışarıdan bir engelle yarıda kalması ve davranışın cebir veya tehditle icra edilmesi.

Somut olayda Daire son ölçütü belirleyici saydı. Sanığın eylemlerini TCK 103/4 kapsamında cebirle gerçekleştirdiği, bu nedenle eylemin sarkıntılık düzeyini aştığı kabul edildi. Hükmün sarkıntılık hükmüne göre değil, TCK 103/1’in birinci cümlesine göre kurulması gerektiği belirtilerek bölge adliye mahkemesi kararı oy birliğiyle bozuldu.

Kararın dikkat çeken yönü, ölçütlerin birlikte ama tek tek de sonuç doğurabilecek şekilde okunmasıdır. Eylem kısa sürmüş olsa bile cebir kullanılmışsa, bu kararda sarkıntılık kabulüne yer kalmadı. Bozmanın sanık aleyhine sonuç doğurabilmesi, temyizin Bakanlık ve savcılık tarafından da yapılmış olmasına bağlıdır.

Hangi eylemler sarkıntılık düzeyinde kalır?

Sınırın öbür tarafını 9. Ceza Dairesinin 2026/1243 E., 2026/4953 K. sayılı kararı (02.06.2026) gösteriyor. Bu dosya yetişkin bir mağdura yönelik cinsel saldırı suçuna ilişkindi. İlk derece mahkemesi, bozmadan sonra sanığı temel şekilden mahkûm etmişti. Daire, mağdur ve tanık beyanları ile savunmaya göre sanığın eylemlerinin kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleştiğini, bu nedenle sarkıntılık düzeyinde kaldığını belirterek suç vasfında yanılgı bulunduğu gerekçesiyle hükmü bozdu.

İki karar yan yana okunduğunda tablo netleşiyor. Temasın süresi ve kesintili olması sarkıntılık lehine, cebir ve hâkimiyet kurulması ise temel şekil lehine ağırlık taşıyor. Ancak bu ölçütler bir kontrol listesi gibi mekanik biçimde uygulanmıyor; her dosyada eylemin bütünü değerlendiriliyor.

Pratik bir adım: Elinizdeki evrakı tarih sırasına koyun ve ceza dosyası ile ilgili sorularınızı not edin. Büroyla yapacağınız ilk görüşmede bu liste, dosyanın kısa sürede değerlendirilmesini sağlar. Randevu ve adres için büronun iletişim bilgileri sayfasına göz atabilirsiniz.

Sınır neden bu kadar tartışmalı?

Ceza Genel Kurulunun 2023/552 E., 2026/103 K. sayılı kararı (18.02.2026) bu sorunun yanıtını dolaylı biçimde veriyor. Dosyada 9. Ceza Dairesi çoğunluğu, çocuğa yönelik eylemin ani, kesintili ve kısa süreli olduğunu kabul ederek sarkıntılık düzeyinde kaldığı sonucuna varmıştı. İki Daire üyesi ise çıplak vücut üzerinde gerçekleşmesi, cinsel bölgeleri hedef alması ve vücudun hâkimiyet altına alınması nedeniyle temel şeklin oluştuğunu yazarak karşı oy kullanmıştı. İlk derece mahkemesi de bozmaya direnmişti.

Genel Kurul ise sarkıntılık tartışmasına girmedi. Direnme hükmü kurulurken Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü alınmadığı, sanık ve müdafiine esasa ilişkin savunma imkânı tanınmadığı ve hazır bulunan sanığa son söz verilmediği için hükmü, diğer yönleri incelemeden oy birliğiyle bozdu. Böylece suç vasfına ilişkin uyuşmazlık o dosyada çözümsüz kaldı. Aynı olay üzerinde Daire içinde bile görüş ayrılığı çıkabilmesi, ölçütlerin somut olaya uygulanmasının ne kadar ince bir değerlendirme gerektirdiğini gösteriyor.

Kararın dayandığı kanun hükümleri nelerdir?

TCK 103/1: Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişiye sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası verilir. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde ceza üç yıldan sekiz yıla kadardır. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde ceza istismarda on yıldan, sarkıntılıkta beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalan suçun faili çocuksa soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlıdır.

TCK 103/4: Cinsel istismarın on beş yaşını tamamlamamış ya da fiilin anlamını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı cebir veya tehditle, diğer çocuklara karşı silah kullanılarak gerçekleştirilmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır. Kararda cebrin varlığı, eylemi sarkıntılıktan çıkaran ölçüt olarak da kullanıldı.

TCK 102/1: Yetişkin mağdura yönelik cinsel saldırı, mağdurun şikâyeti üzerine beş yıldan on yıla kadar; sarkıntılık düzeyinde kalırsa iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası gerektirir.

TCK 105: Bedensel temas içermeyen cinsel amaçlı davranışlar cinsel taciz olarak değerlendirilebilir. Temas varsa tartışma, sarkıntılık ile temel şekil arasında yürür.

Kararın okur için anlamı: nelere dikkat edilmeli?

Mağdur tarafı için kararın mesajı, olayın anlatımında ayrıntının yerini doğru belirlemektir. Temasın süresi, kesintili olup olmadığı, zor kullanılıp kullanılmadığı gibi olgular suç vasfını doğrudan etkiler. Bunları çocuğa tekrar tekrar sordurmak değil, beyanın uzmanlar eşliğinde bir kez ve eksiksiz alınmasını sağlamak gerekir. Katılan vekili, suç vasfındaki hataya karşı istinaf ve temyiz yoluna gidebilir.

Sanık tarafı için ise sübut tartışmasının yanında vasıf tartışması ayrı bir savunma alanıdır. Eylemin ani ve kesintili olduğu, cebir unsurunun bulunmadığı ileri sürülebilir; ancak bu kararlar, cebir veya hâkimiyet kurulması olgusu sabitse sarkıntılık kabulünün zorlaştığını gösteriyor. Konunun genel çerçevesi basit cinsel istismar ve sarkıntılık yazısında, fail çocuk olduğunda uygulanan kurallar suça sürüklenen çocuk rehberinde anlatılıyor. Temyiz süreciyle ilgili bilgiye ceza muhakemesinde istinaf yazısından ulaşabilirsiniz; ağır ceza yargılamasının işleyişi ağır ceza davaları sayfasında özetlenmiştir.

Pratikte: Sarkıntılık tartışması hükmün gerekçesinde görünür. Karar gerekçesinde eylemin süresi, kesintili olup olmadığı ve cebir unsuru hakkında açık bir değerlendirme yoksa, bu eksiklik istinaf ve temyiz dilekçesinde ayrı bir başlık olarak ileri sürülebilir. Acil yardım gerektiren durumlarda 155 Polis, 156 Jandarma, KADES uygulaması ve ALO 183 hattı kullanılabilir.

  1. Eylemin bütününü belirleyin. Karar, tek bir anı değil eylemin tamamını değerlendirir.
  2. Süre ve kesintiyi tespit edin. Ani ve kısa süreli temas sarkıntılık yönünde değerlendirilebilir.
  3. Cebir ve tehdit var mı bakın. Bu kararda cebir, sarkıntılığı dışlayan ölçüt oldu.
  4. Hedef ve hâkimiyeti değerlendirin. Cinsel bölgelerin doğrudan hedef alınması ve vücudun kontrol altına alınması temel şekle işaret eder.
  5. Gerekçeyi denetleyin. Suç vasfı gerekçede tartışılmamışsa kanun yolunda bunu ayrıca ileri sürün.
Ölçüt Sarkıntılık yönünde Temel şekil yönünde
Süre ve süreklilik Ani, kısa süreli, kesik Uzun süreli veya sürdürülen
Zor kullanma Cebir veya tehdit yok Cebir veya tehditle icra
Hedef Belirli bir yoğunluğa ulaşmayan temas Cinsel bölgelerin doğrudan hedeflenmesi
Hâkimiyet Vücut kontrol altına alınmamış Vücut hâkimiyet altına alınmış
Kesilme nedeni Failin kendi hareketiyle bitmiş Dışarıdan bir engelle yarıda kalmış
Sarkıntılık ile cinsel istismarın temel şeklini ayırırken sorulacak beş soru
Suç vasfı değerlendirmesinde beş soru
Yargıtay ölçütlerine göre sarkıntılık düzeyi ile cinsel istismarın temel şeklinin karşılaştırması
Sarkıntılık mı, temel şekil mi?

Sarkıntılık yargıtay kararı hakkında merak edilenler

Sarkıntılık ile cinsel taciz arasındaki fark nedir?

Temel fark bedensel temastır. Sarkıntılık, mağdurun vücuduna temas eden ama belli bir yoğunluğa ulaşmayan cinsel davranıştır ve cinsel saldırı veya istismarın hafif şeklidir. Cinsel taciz ise TCK 105’te düzenlenir ve temas içermeyen cinsel amaçlı söz ya da davranışları kapsar; cezası da belirgin biçimde daha düşüktür.

Tek bir dokunma otomatik olarak sarkıntılık mı sayılır?

Hayır. Tek bir temas da cebirle yapılmışsa, cinsel bölgeleri doğrudan hedef almışsa veya çıplak vücut üzerinde gerçekleşmişse temel şekil tartışılabilir. 9. Ceza Dairesi 2026/2035 sayılı kararında cebri, sarkıntılık kabulünü dışlayan ölçüt olarak değerlendirdi. Sonuç, eylemin bütünüyle belirlenir.

Çocuğa karşı sarkıntılık şikâyete bağlı mıdır?

Kural olarak hayır. Çocuğa yönelik sarkıntılık düzeyindeki cinsel istismar re’sen soruşturulur. Kanun yalnız bir istisna öngörür: Sarkıntılık düzeyinde kalan suçun faili de çocuksa soruşturma ve kovuşturma mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Yetişkin mağdura yönelik cinsel saldırının temel şekli ise şikâyete bağlıdır.

Yargıtay suç vasfını değiştirerek cezayı artırabilir mi?

Yargıtay kendisi yeni ceza vermez, hükmü bozar ve dosyayı geri gönderir. Bozma sanık aleyhine sonuç doğuracaksa, temyizin savcılık veya katılan tarafından da yapılmış olması gerekir. CMK 307/5 uyarınca hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine temyiz edilmişse, yeniden verilecek ceza öncekinden ağır olamaz.

Av. Gülşah Mutlu

Yazıyı hazırlayan

Av. Gülşah Mutlu

Ankara Barosuna kayıtlı avukat (sicil 16495), Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2002 mezunu. Ceza hukuku ve ceza muhakemesi alanında; soruşturma, kovuşturma ve kanun yolu aşamalarında müdafilik ve vekillik yapmaktadır.

Dosyanızla ilgili bir sorunuz mu var?

Yargıtay kararları somut olaya göre verilir; kendi dosyanızın bu karara benzeyip benzemediği belgeler üzerinden değerlendirilir. Görüşmeye iddianame, karar ve tutanaklarla gelmeniz yeterlidir.

Büro telefonu: 0 312 231 93 93 · Adres ve iletişim formu

Yargıtay kararları somut olayın özelliklerine göre verilir; benzer görünen bir dosyada farklı sonuç çıkabilir. Karar metni Yargıtay Karar Arama sisteminden alınmıştır.

Bu yazı genel bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır; somut bir dosya için tarihler, belgeler ve yürürlükteki mevzuat birlikte incelenmelidir.