Yargıtay CGK 2026: Kendini Polis veya Savcı Tanıtan Dolandırıcılıkta Müdafi Zorunlu mu?
Son kontrol: Hazırlayan: Av. Gülşah MutluKaynak: Yargıtay Karar Arama ve mevzuat.gov.tr
Kendini telefonda polis, savcı ya da banka görevlisi olarak tanıtan kişilerin yargılandığı bir davada sanık “avukat istemiyorum” derse mahkeme buna uyabilir mi? Şubat 2026’da verilen polis savcı dolandırıcılığı yargıtay kararı bu soruya açık bir cevap veriyor: suç üç veya daha fazla kişiyle birlikte işlenmiş sayılıyorsa, sanığın isteğine bakılmadan müdafi atanması gerekir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu sonuca oy çokluğuyla ulaştı ve kesinleşmiş görünen dokuz yıllık bir mahkûmiyeti bozdu. Karar yalnızca sanıkları ilgilendirmiyor. Parası alınan kişi açısından da dosyanın yıllar sonra baştan görülmesi anlamına gelebiliyor. Aşağıda kararı, aynı yönde verilen bir Daire kararıyla ve bu suçta zararın giderilmesine ilişkin güncel bir başka kararla birlikte ele alıyoruz.
Kararın künyesi
- Mahkeme
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu
- Esas / Karar
- 2025/22 E., 2026/59 K.
- Karar tarihi
- 04.02.2026
- Konu
- TCK 158/1-l ve 158/3 kapsamındaki nitelikli dolandırıcılıkta CMK 150/3 uyarınca zorunlu müdafi
- Sonuç
- Bozma (Başsavcılık itirazının kabulü, oy çokluğu)
Bu yazıda neler var?
- Olay ve suçlama: hangi suçtan yargılandı?
- Ağır ceza mahkemesi, istinaf ve Daire ne karar verdi?
- Polis savcı dolandırıcılığı yargıtay kararı: Genel Kurulun gerekçesi
- Bu yaklaşım tek karara mı dayanıyor?
- Kararın dayandığı kanun hükümleri nelerdir?
- Zararın giderilmesi diğer sanıklara da yarar mı?
- Polis savcı dolandırıcılığı yargıtay kararı okur için ne ifade ediyor?
- Sık sorulan sorular
Olay ve suçlama: hangi suçtan yargılandı?
Sanık hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 13.12.2018 tarihli iddianameyle dava açtı. Suçlama, TCK 158/1-l’de düzenlenen, kişinin kendisini kamu görevlisi ya da banka, sigorta veya kredi kurumu çalışanı olarak tanıtması suretiyle işlenen nitelikli dolandırıcılıktı. Örneğin kendini polis ya da savcı olarak tanıtan birinin telefonda “paranızı güvenli hesaba aktarın” diyerek para istemesi, bu bentte tarif edilen davranışa uyar.
Genel Kurul kararında mağdurun nasıl arandığına, kaç kişinin rol aldığına veya ne kadar para kaybedildiğine ilişkin ayrıntı yer almıyor. Kararın odağı olayın kendisi değil, yargılamanın nasıl yapıldığı. Bu nedenle olay anlatımını kararın verdiği bilgilerle sınırlı tutuyoruz.
Kovuşturma sırasında mahkeme, suçun üç veya daha fazla kişiyle birlikte işlenmiş olabileceğini düşünerek sanığa TCK 158/3 yönünden ek savunma hakkı verdi. Sanığa haklarının okunduğu, müdafi yardımından yararlanabileceğinin hatırlatıldığı, sanığın ise müdafi istemediğini ve savunmasını kendisinin yapacağını söylediği kararda yer alıyor.

Ağır ceza mahkemesi, istinaf ve Daire ne karar verdi?
İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi 04.12.2019 tarihinde sanığı TCK 158/1-l ve 158/3 uyarınca 9 yıl hapis ve 1.641.000 TL adli para cezasıyla cezalandırdı. Hak yoksunluğuna ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine de hükmetti. Bütün bu yargılama boyunca sanığın yanında bir müdafi yoktu.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi 17.03.2020 tarihinde yalnız vekâlet ücreti yönünden düzeltme yaparak istinaf başvurusunu esastan reddetti. Temyiz incelemesini yapan, bugün kapatılmış olan Yargıtay 15. Ceza Dairesi de 22.02.2021 tarihinde temyiz istemini esastan reddetti. Böylece hüküm kesinleşti.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 14.10.2024 tarihinde bu karara itiraz etti. İtiraza göre 158/1-l için öngörülen alt sınır dört yıldı; 158/3 gereği zorunlu yarı artırımla alt sınır altı yıla çıkıyordu. Bu durumda CMK 150/3 uyarınca müdafi atanması şarttı. Dosyayı yeniden inceleyen 11. Ceza Dairesi 19.11.2024 tarihinde itirazı yerinde görmedi ve dosya Genel Kurula gönderildi.
Polis savcı dolandırıcılığı yargıtay kararı: Genel Kurulun gerekçesi
Uyuşmazlık tek bir soruya indirgenmişti: CMK 150/3’teki “alt sınırı beş yıldan fazla” ölçüsü hesaplanırken yalnız temel ceza mı, yoksa hâkime takdir hakkı bırakmayan artırım nedenleri de mi dikkate alınır? Kanun bu konuda açık değil.
Genel Kurul önce savunma hakkının kapsamını anlatıyor ve müdafiyi savunmanın meşru aracı olarak tanımlıyor. Ardından TCK 66/3’e dikkat çekiyor: dava zamanaşımı hesaplanırken daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâller de göz önünde tutuluyor. Zamanaşımında hesaba katılan nitelikli hâlin, müdafi zorunluluğunda göz ardı edilmesi adalet ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmıyor.
“…üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlenen nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından Kanun’da öngörülen cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması nazara alınarak adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, istemi olup olmadığına bakılmaksızın CMK’nın 150. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sanığa müdafi atanmasında zorunluluk bulunduğu kabul edilmelidir.”
Genel Kurul, 2016’da verilen ve yalnız temel cezanın esas alınacağını söyleyen kendi kararlarından 2021’de döndüğünü de hatırlatıyor. Karara göre içtihat değişiklikleri kural olarak geriye yürümüyor, ancak henüz kesinleşmemiş yargılamalarda dikkate alınıyor.
Sonuçta itiraz kabul edildi, Daire kararı kaldırıldı ve bölge adliye mahkemesi kararı savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle bozuldu. Dosya yeniden yargılama için İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.
Kararın güçlü bir karşı oyu var. Bir üye uzun bir gerekçe yazdı, altı üye de itirazın reddi gerektiği görüşüne katıldı. Karşı oy yazısına göre 2021’e kadar süren istikrarlı uygulama kanun değişikliği olmadan terk edildi. Zorunlu müdafi eksikliği mahkemenin kanuna uygun oluşup oluşmadığıyla ilgili bir hukuka kesin aykırılık olduğundan, bu yorum geçmiş çok sayıda dosyayı yeniden açabilir. Üye, sorunun içtihadı birleştirme yoluyla çözülmesi gerektiğini yazdı. Kanaatimizce bu uyarı, kararın uygulamadaki etkisini tartarken ciddiye alınmalı.
Bu yaklaşım tek karara mı dayanıyor?
Hayır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/40524 E., 2026/7381 K. sayılı ve 01.07.2026 tarihli kararında aynı ölçüyü uyguladı. Bu dosyada ilk derece mahkemesi sanıkları 158/1-l ve 158/3 uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve 150.000 TL adli para cezasıyla cezalandırmış, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi istinafı esastan reddetmişti.
Daire, müdafii bulunmayan sanıklardan biri için zorunlu müdafi atanmamasını CMK 188/1 ve 289/1-e’ye aykırı buldu ve bunu 289/1-h kapsamında hukuka kesin aykırılık olarak niteledi. Karar, bölge adliye mahkemesi kararının sair yönleri incelenmeden bozulmasıyla sonuçlandı. İki karar birlikte okunduğunda, 158/3’ün uygulandığı dosyalarda müdafi zorunluluğunun 2026 itibarıyla hem Genel Kurul hem Daire tarafından arandığı görülüyor.

Pratik bir adım: Elinizdeki evrakı tarih sırasına koyun ve ceza dosyası ile ilgili sorularınızı not edin. Büroyla yapacağınız ilk görüşmede bu liste, dosyanın kısa sürede değerlendirilmesini sağlar. Randevu ve adres için büronun iletişim bilgileri sayfasına göz atabilirsiniz.
Kararın dayandığı kanun hükümleri nelerdir?
TCK 158/1-l, dolandırıcılığın kişinin kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumu çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle işlenmesini düzenliyor. Ceza üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası. Aynı fıkranın son cümlesine göre (l) bendinde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezası suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.
TCK 158/3’e göre 157 ve 158’deki suçlar üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenirse ceza yarı oranında, suç işlemek için kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenirse bir kat artırılıyor. CMK 150/3 ise alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, istem aranmaksızın müdafi görevlendirilmesini öngörüyor.
| Durum | Hapis cezasının alt sınırı | Zorunlu müdafi (bu kararlara göre) |
|---|---|---|
| Basit dolandırıcılık (TCK 157) | 1 yıl | Hayır, istem hâlinde atanır |
| Kamu görevlisi gibi tanıtma (TCK 158/1-l) | 4 yıl | Tek başına hayır |
| 158/1-l ve üç veya daha fazla kişi (158/3) | 6 yıl | Evet |
| 158/1-l ve örgüt faaliyeti (158/3) | 8 yıl | Evet |
Uzlaştırma açısından da not düşmek gerekiyor: CMK 253/1-b listesinde yalnız basit dolandırıcılık (m. 157) yer alıyor. 158’deki nitelikli hâller uzlaştırma kapsamında değil. Bu nedenle mağdur ile sanık arasındaki ilişkide belirleyici araç, TCK 168’deki etkin pişmanlık oluyor.
Zararın giderilmesi diğer sanıklara da yarar mı?
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2026/795 E., 2026/6814 K. sayılı ve 22.06.2026 tarihli kararı bu soruya cevap veriyor. İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinde 158/1-l kapsamında görülen davada sanıklardan biri kovuşturma aşamasında katılanın zararını tamamen gidermiş ve 168/2 uyarınca yarı oranında indirim almıştı. Diğer sanık ise bu indirimden yararlandırılmamıştı.
Daire, kanun yararına bozma yoluyla gelen dosyada şu ilkeyi benimsedi: iştirak hâlinde işlenen suçta sanıklardan biri zararı giderdiğinde, buna karşı çıkmayan diğer sanıklar hakkında da etkin pişmanlık uygulanmalı. Aynı kararda, gerekçede 158/1-l denildiği hâlde hükmün 158/1-f üzerinden kurulması da ayrıca kanuna aykırı bulundu.
Polis savcı dolandırıcılığı yargıtay kararı okur için ne ifade ediyor?
Sanık açısından karar, müdafi istememiş olmanın hakkın kaybı anlamına gelmediğini gösteriyor. 158/3 uygulanmış bir mahkûmiyette müdafi bulunmamışsa bu, kanun yollarında ileri sürülebilecek ağır bir usul sorunudur. Diyelim ki bir kişi, telefonda savcı gibi konuşan ekibe para toplayan “kurye” olarak yargılanıyor ve iddianamede üç kişiden söz ediliyor. Bu kişiye baro aracılığıyla müdafi görevlendirilmesi gerekir.
Parası alınan kişi açısından tablo biraz daha karmaşık. Usul hatası nedeniyle bozulan bir dosyada yargılama yeniden yapılır; bu da sürecin uzaması demektir. Katılan sıfatıyla davaya katılmak, dosyayı izlemek ve tazmin tekliflerini değerlendirmek bu aşamada önem kazanır. Hazırlık aşamasındaki haklar için emniyette ifade vermek rehberimize, suçun genel çerçevesi için dolandırıcılık suçları yazımıza bakılabilir.
Dikkat: Bu kararlar yorum değişikliğine dayanıyor, yeni bir kanun hükmüne değil. Genel Kurula göre içtihat değişiklikleri kural olarak kesinleşmiş hükümleri etkilemez. Kesinleşmiş bir dosyada bu yola başvurulup başvurulamayacağı, dosyanın hangi aşamada olduğuna göre ayrıca değerlendirilmelidir.
- Suç vasfını kontrol edin. İddianamede veya ek savunmada TCK 158/3 anılıyor mu, bakın.
- Müdafi durumunu belirleyin. Sanığın seçtiği ya da barodan atanmış bir müdafi olup olmadığını tutanaklardan teyit edin.
- Savunmanın nasıl alındığına bakın. Savunma ve ek savunmanın müdafi huzurunda alınıp alınmadığını kontrol edin.
- Son oturumu inceleyin. Hükmün açıklandığı duruşmada müdafiin hazır olup olmadığını tespit edin.
- Kanun yolunda ileri sürün. Eksiklik varsa istinaf veya temyiz dilekçesinde savunma hakkının kısıtlandığını açıkça belirtin.
Kanun yolu süreleri için ceza muhakemesinde istinaf yazımız, birden fazla kişinin rol aldığı dosyalardaki sorumluluk ayrımı için suça iştirak yazımız yol gösterebilir. Bu tür dosyalarda izlenen süreç hakkında dolandırıcılık ve ekonomik suçlar sayfamızda genel bilgi bulunuyor.

Sık sorulan sorular
Telefonda kendini savcı tanıtıp para isteyen kişi hangi maddeden yargılanır?
Genellikle TCK 158/1-l kapsamında nitelikli dolandırıcılıktan yargılanır. Bu bentte hapis cezası dört yıldan on yıla kadardır ve adli para cezası elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. Olayda bilişim sistemi veya banka araç olarak kullanılmışsa 158/1-f de gündeme gelebilir.
Sanık müdafi istemediğini söylerse mahkeme ne yapmalı?
158/3 nedeniyle alt sınır beş yılı aşıyorsa, Genel Kurulun bu kararına göre sanığın isteğine bakılmadan müdafi görevlendirilmelidir. Sanığın “savunmamı kendim yaparım” demesi bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz; savunma ve son oturum müdafi huzurunda yapılmalıdır.
Bu tür dolandırıcılıkta uzlaştırma yapılabilir mi?
Hayır, CMK 253/1-b yalnız basit dolandırıcılığı (TCK 157) uzlaştırma kapsamına alıyor. 158’deki nitelikli hâller bu listede yok. Zararın giderilmesi ise TCK 168 üzerinden cezada indirim sağlayabilir; kısmi ödemede mağdurun rızası gerekir.
Paramı sanıklardan biri öderse diğerleri de indirim alır mı?
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 22.06.2026 tarihli kararına göre, zararı gideren sanığın ödemesine karşı çıkmayan diğer sanıklar hakkında da etkin pişmanlık uygulanmalıdır. Bu, mağdurun zararının bir kez karşılanmasının birden fazla sanığın cezasını etkileyebileceği anlamına gelir.
Karar kesinleşmiş eski dosyaları otomatik olarak açar mı?
Hayır. Genel Kurul, içtihat değişikliklerinin kural olarak geriye yürümediğini ve kesinleşmiş kararları kendiliğinden etkilemediğini belirtiyor. Bu dosyada sonuç, Başsavcılığın itirazı üzerine doğdu. Başka bir dosyada hangi yolun açık olduğu somut duruma göre incelenmelidir.
Dayanak mevzuat ve karar
Okumaya devam edin
- Güveni Kötüye Kullanma Suçu (TCK 155): Cezası, 2025 Değişikliği ve Dolandırıcılık Farkı
- Bedelsiz Senedi Kullanma Suçu (TCK 156): Ödenmiş Senedi Takibe Koymanın Cezası
- Dolandırıcılık Suçları (TCK 157–159): Ceza, Nitelikli Hâller, IBAN Verme, Uzlaştırma
- Bilişim Suçları ve Cezaları (TCK 243–245/A): Hesaba Girme, Kart, Siber Güvenlik, KVKK
Yazıyı hazırlayan
Ankara Barosuna kayıtlı avukat (sicil 16495), Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2002 mezunu. Ceza hukuku ve ceza muhakemesi alanında; soruşturma, kovuşturma ve kanun yolu aşamalarında müdafilik ve vekillik yapmaktadır.
Dosyanızla ilgili bir sorunuz mu var?
Yargıtay kararları somut olaya göre verilir; kendi dosyanızın bu karara benzeyip benzemediği belgeler üzerinden değerlendirilir. Görüşmeye iddianame, karar ve tutanaklarla gelmeniz yeterlidir.
Büro telefonu: 0 312 231 93 93 · Adres ve iletişim formu
Yargıtay kararları somut olayın özelliklerine göre verilir; benzer görünen bir dosyada farklı sonuç çıkabilir. Karar metni Yargıtay Karar Arama sisteminden alınmıştır.
Bu yazı genel bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır; somut bir dosya için suç tarihi, deliller ve yürürlükteki mevzuat birlikte incelenmelidir.


